Yandex Metrika

Her yıl 24 Nisan’da sözde demokrasi önderleri ABD ve birçok Avrupa devleti; Ermenilere taziyeler iletip acılarını paylaşan söylemlerde bulunup, gerçeklere üç maymun oynamaktan, sosyal medya algıları ile de mukayese yeteneği olmayan insanları kandırmaktan başka bir şey yapamıyorlar. Gelin bu yazımda delilleriyle soykırıma uğradıklarını iddia eden Ermenilerin, Yahudi soykırımı yapan Alman Nazi ordularında nasıl gönüllü hizmet ettiklerini görelim.

Hitler'in ordularında hizmet veren Ermeni gönüllüler, Ermenilerin mağduru olduklarını iddia ettikleri suçun esasında faili olduklarını gösteren en önemli delildir.

Nazi Gönüllüsü Ermenilerin Üniforması

İkinci Dünya Savaşı esnasında Türk Devleti, Hitler'in zorbalığından kaçan çok sayıda Yahudi'ye sığınma hakkı tanırken Nazilerin işgali altında bulunan topraklarda Ermeni gönüllüler Yahudileri ve diğer "istenmeyenler"i Nazi toplama kampları için yakalamakta kullanılmıştır.

Hitler Adına Savaşan Ermeni Gönüllüler

Kafkasya'dan gelen Ermeni göçmenleri 1944 Ekim'inden itibaren Alman Ordusu'nun Ostlegionen yani Doğu Lejyonuna katılmıştır. Taşnakların Nazi Almanya’sının yanında yer almasında başrolü oynayan, “Müslüman Türk Kasabı” ve “Yahudi Avcısı” olarak anılan Dro lakaplı Ermeni General Drastamat Kanayan II. Dünya Savaşı başlarında 812. Ermeni Lejyonerini kurarak Almanya saflarında harbe katılmıştır.

Ermeni Lejyonu Arması

Ermeni lejyoner birliğinin mevcudu önce 20.000 kişiye, daha sonra Fransa ve Almanya’da yaşayan diğer Ermenilerin de Alman ordusunun Doğu Lejyonu olan 19. Orduya katılmalarıyla 100.000 kişiye ulaşmıştır. Dro komutasındaki Ermeni birlikleri Kırım’da, Kuzey Kafkasya’da ve Hollanda’da Alman birlikleriyle savaşa katılmış ve Almanya’nın işgal ettiği ülke topraklarında kurduğu koruma birlikleri içinde de görev yapmıştır.

Hollanda'da Nazi-Ermeni Süvarisi

Ermeni askerler işgal edilen topraklarda yaşayan Yahudiler ile diğer istenmeyen unsurların tespitinde ve tutuklanmasında, tutuklananların daha sonra toplu olarak imhaya tabi tutuldukları toplama kamplarına nakledilmesinde ve Almanya lehine casusluk yapılmasında da kullanılmıştır.

Führer'e bağlılıklarını bildiren Ermeni Gönüllüleri

19 Ağustos 1936’da Ermenilere ait Hayrenik adlı haftalık dergide “kanserli urun vücuttan sökülüp atılmasında akan kanın ehemmiyetinin olmadığı gibi Yahudilerin de toplumdan sökülüp atılmalarında akacak kanın ehemmiyetinin bulunmadığı, Naziler açısından bunun bir zorunluluk olduğu” ifade edilmiştir. Benzer şekilde Ermenilere ait başka yayın organlarında da Hitler'e methiyeler dizilmiştir.

İkinci Dünya Savaşı'nın Almanya'nın yenilgisi ile sonuçlanmasından sonra ise Ermeniler ağız değiştirmiş ve Yahudilere yönelik işledikleri soykırım suçunu örtbas etmek gayesiyle sözde Ermeni soykırımını 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak lanse etmeye başlamışlardır.

Hitler’in 1939’da Obersalzberg’te generallerine yaptığı konuşmadaki sözlerinin İngilizce çevirisine “ölüm kıtalarıma Polonyalıları çoluk-çocuk, genç-ihtiyar ortadan kaldırma emri verdim, zaten Ermenilere yapılan katliamı kim hatırlıyor ki”  bölümü Ermeniler tarafından eklenmiştir. Oysa Hitler’in yaptığı konuşmanın orijinal metninde Ermenilerle ilgili böyle bir ifade yoktur. Bu durum Nürnberg Mahkemesi kayıtları ile de ispatlanmıştır.

Hariciye, Maliye, Ticaret ve Posta Nazırlığı dâhil olmak üzere 22 bakan, 29 Paşa ve Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda 33 milletvekili çıkaran Ermeni toplumu ironik biçimde Osmanlı Devleti'nin ayrımcı politikalarına ve imha programına maruz kaldığını iddia etmektedir.

Osmanlı topraklarında bağımsız bir Ermenistan kurulması için tehcire uğrayanların çoğunun hayatta kaldığını belgeleyen Ermeniler, Lozan ile bu ümitleri boşa çıkınca büyük bir ikiyüzlülük örneği göstermiş ve 1,5 milyon Ermeni'nin imha edildiği yalanını ortaya atmışlardır.

Ermenilerin bu aymazca tutumu 1915 Olayları'nda pay sahibi olan, Türk ve Ermeni toplumları arasında yaşanan şiddet olaylarını teşvik ve tahrik eden devletlerce de desteklenmiştir. Bu çerçevede özellikle ABD ve Fransa'nın parlamentolarında aldıkları kararlar, Ermenilerin bağımsız bir devlet kurma hayallerinin yıkılmasını 1.5 milyon Ermeni'nin öldürüldüğü propagandasına dönüştüren zihniyetin 1915'ten bu yana değişmediğinin kanıtı olmuştur.

Ermeni iddialarının uluslararası boyut kazanmasında ABD'nin rolü çok büyük olmuştur. 1965'e kadar "acılarını" unutan Ermeni toplumuna 1964'teki Johnson mektubu ile sözde "mağduriyetleri" hatırlatılarak Ermenistan'dan önce ABD'de sözde soykırımın anıtı açılmıştır.

Her 24 Nisan'da Ermenilere taziyelerini ileten ve acılarını paylaşan ABD yönetimi tarihin görebileceği en büyük samimiyetsizlik örneklerinden birini sergileyerek Ankara-Washington ilişkilerinin son derece gergin olduğu 2019'da 1915 Olayları'nı "soykırım" olarak tanıyan kararı kabul etmiştir.

ABD Kongresi'nin, soykırım iddialarının 100. yılı olan 2015'te değil de, 2019'da bu kararı almasının tek nedeni Türkiye'nin kendi ulusal çıkarları gereği Suriye'de Barış Pınarı Harekatı'nı gerçekleştirmesidir.

Beyaz Saray'ın ikiyüzlülüğünü, gören gözler ve duyan kulaklar için apaçık gösteren bu karar Ermeni toplumun ve acılarının 1915'ten bu yana dış politika çıkarlarına nasıl meze yapıldığının, nasıl suistimal edildiğinin ispatı olmuştur.

Dünyaya demokrasi dersi veren, ifade ve hareket özgürlüğünün beşiği olduğu iddiasında bulunan Fransa ise 24 Nisan'ı "Ermeni Soykırımı" anma günü ilan ederek ve soykırım yoktur demeyi cezalandırma girişimlerinde bulunarak 1915 Olayları'ndaki sorumluluğunu unutturma çabası içerisine girmiştir.

Anadolu'da Ermeniler tarafından Türklere yönelik gerçekleştirilen katliamlarda teşvik ve tahriki çok büyük olan Fransa, 1954-1962 yılları arasında gerçekleşen Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nda 1 milyondan fazla Cezayirlinin ölümüne sebebiyet vererek bu suçun daha büyüğünü işlemiştir.

Türkiye'ye tarihiyle yüzleşme salıkları veren Fransa, kendi tarihine yüz çevirmiş, Cezayir ile ilgili sorumluluklarını kabullenmediği gibi hakkında birçok uluslararası dava açılmış olmasına rağmen özür bile dilememiştir.

Ruanda Soykırımı'ndaki rolü de uluslararası raporlara geçen, 800 bin Tutsi'nin Hutular tarafından katledilmesine aracılık ederek tarihin en büyük soykırımlarından birinde pay sahibi olan Fransa, 24 Nisan'ı sözde soykırımı anma günü ilan ederek günah çıkarmaya çalışmıştır.

Hitler'in ordularında hizmet veren Ermeni gönüllüler, Ermenilerin mağduru olduklarını iddia ettikleri suçun esasında faili olduklarını gösteren en önemli delildir.  Nazi-Taşnak işbirliği sözde soykırım gibi bir iddia değil, tarihi bir gerçektir. Bu gerçek Ermeni soykırımı olduğu iddiasını destekleyen tüm devletlerin arşivlerinde yer almaktadır.

Hitler'e methiyeler dizen Ermeniler, “kanserli urun vücuttan sökülüp atılmasında akan kanın ehemmiyetinin olmadığı, Yahudilerin de toplumdan sökülüp atılmalarında akacak kanın ehemmiyetinin bulunmadığı, Naziler açısından bunun bir zorunluluk olduğu” nu diyecek kadar ileri gitmiştir.

İkinci Dünya Savaşı'nın Almanya'nın yenilgisi ile sonuçlanmasından sonra ise Ermeniler şaşırtmayarak ağız değiştirmiş ve Yahudilere yönelik işledikleri soykırım suçunu örtbas etmek gayesiyle sözde Ermeni soykırımını 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak lanse etmeye başlamışlardır.

Ermeni ikiyüzlülüğünün bir diğer sirayeti Yahudi Soykırımı'nda işbirliği yaptıkları Hitler'e, 20. yüzyılın ilk soykırımının Ermenilere yapıldığı sonucu çıkarılan " Ermenilere yapılan katliamı kim hatırlıyor ki" sözünü atfetmeleri olmuştur. 

Hitler'in 1939 tarihli konuşmasında böyle bir ifadenin yer almadığı Nürnberg Mahkeme kayıtları ile teyit edilmiş dolayısıyla Hitler'in esinlendiği iddia edilen "sözde soykırım" mağdurlarının Nazilerle işbirliğini örtbas etme çabası sekteye uğramıştır.

Mağdur edebiyatı yapan, soykırım kurbanı olduğunu iddia eden Ermeniler böylelikle Yahudi soykırımında sahip oldukları payı gizleme telaşına düşmüş, Türkiye ile hesapları olan ve Ermeni kartını kullanmayı görev edinen diğer aktörler de bu telaşa ortak olmuşlardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.